Deniz Göktaş 88 gün sonra tahliye edildi: Şakalarımın arkasındayım
Komedyen Deniz Göktaş, 88 günlük tutukluluğun ardından hâkim karşısına çıktı. Suçlamaları reddeden Göktaş, gösterisindeki sözlerin hakaret değil hiciv ve eleştiri olduğunu savundu.
'Ölü Deniz' adlı stand-up gösterisi nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde hâkim karşısına çıktı. Medyascope'un haberine göre Göktaş, 88 gündür tutuklu olduğunu belirterek hakkındaki suçlamaların gösterisindeki dört cümleye dayandığını söyledi.
Savcılık, Göktaş'ın yöneltilen suçlamalardan cezalandırılmasını isterken tahliyesini de talep etti. Mahkeme duruşmanın ardından Göktaş'ın tahliyesine karar verdi.
Göktaş savunmasında, gösterisini üç yıl boyunca Türkiye'nin farklı kentlerinde yaklaşık 200 kez sahnelediğini ve 100 binden fazla kişinin izlediğini anlattı. Soruşturmaya konu olan sözler nedeniyle bu süre içinde herhangi bir şikâyetle karşılaşmadığını öne sürdü.
Gösterinin 24 Haziran'da YouTube'da yayımlanmasının ardından sosyal medyada hedef gösterildiğini savunan Göktaş, CİMER üzerinden organize bir şikâyet kampanyası başlatıldığını iddia etti.
Göktaş, sözlerinin suç oluşturmadığını belirterek "Şakalarımın arkasındayım" dedi.
Gazeteciler salona alınmadı
Duruşma öncesinde adliyede olağanüstü güvenlik önlemleri alındı. Salonun önü bariyerlerle kapatıldı; gazeteciler içeri alınmazken bariyerlerin içine yalnızca polisler, avukatlar ve siyasetçiler girebildi. Duruşma, Göktaş'ı Tekirdağ'ın Çorlu ilçesindeki Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nden getiren aracın yağmur nedeniyle gecikmesi üzerine yaklaşık bir saat geç başladı. Duruşmayı izlemek isteyen çok sayıda avukat için karşıdaki salon açıldı ve duruşma burada SEGBİS üzerinden izlendi. Kalabalık ve havasız salonda, dışarıdan gelen yoğun ses nedeniyle hâkimin ve savunmaların sesi zaman zaman duyulamadı. Göktaş duruşma boyunca üç jandarma görevlisinin arasında oturtuldu.
"Sadece dört cümlem için 88 gündür hücrede tutuldum"
Kamuoyunda "kuyu tipi" olarak bilinen cezaevinde 3 Temmuz'dan bu yana güneş görmeyen bir hücrede tutulduğunu anlatan Göktaş, savunmasında şunları söyledi: "Sadece dört cümlem için 88 gündür hücrede tutuldum. Bir komedyen olarak bu benim için gurur verici, işime olan inancım arttı. Ama bir vatandaş olarak bu durum, ülkemdeki ifade özgürlüğü açısından üzücü. Benim tek korkum, tutuklanmamın başka komedyenlerin korkmasına neden olması."
Göktaş, yargılamaya konu olan cümleleri "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Ekim 2023'ten Haziran 2026'ya kadar 198 kez, 100 binden fazla seyirci önünde söylediğini ve bu süre boyunca tek bir şikâyet almadığını belirtti. Göktaş'a göre suçlamalar, gösterinin 24 Haziran'da YouTube'da yayımlanmasının ardından sosyal medyadaki trol hesaplarının başlattığı kampanyayla gündeme geldi. Göktaş, kendisini önce "Cumhurbaşkanına hakaret" esprisiyle hedef gösteren hesapların beklediği tepkiyi alamayınca dini konulara yöneldiğini, esprilerin bağlamından koparılarak paylaşıldığını ve CİMER'e şikâyet kampanyası başlatıldığını anlattı.
Savcılığın "kamu barışının bozulduğu" iddiasına dayanak gösterdiği 185 CİMER şikâyetini tek tek incelediğini söyleyen Göktaş, gösterinin en çok gündemde olduğu ilk üç günde yalnızca bir şikâyet yapıldığını, bunun da dini konularla değil Cumhurbaşkanı ile ilgili olduğunu vurguladı. Şikâyetlerden ikisinde idam edilmesinin talep edildiğini de aktardı.
Göktaş, yurt dışına kaçtığı yönündeki iddiaları da yanıtladı. Her yıl turnesinin ardından yurt dışındaki arkadaşlarını ziyaret ettiğini, gitmeden önce bedelli askerlik ücretini yatırdığını belirten Göktaş, soruşturma haberini alınca Türkiye'ye döndüğünü, havalimanında kendisini gözaltına alan polislerin "Deniz, niye döndün?" diye sorduğunu anlattı. Kendi isteğiyle teslim olmasına rağmen ters kelepçe takıldığını ve görüntülerinin çekildiğini söyledi.
Savcılık sorgusunun ardından, üç kez reddetmesine rağmen adliye koridorunda zorla CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüğünü anlatan Göktaş, "Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Avukatlarımı bile göremezken ellerim kelepçeli bir hâlde neden zorla görüştürüldüm, hâlâ merak ediyorum" dedi.
Göktaş, "utangaç diktatör" esprisine ilişkin olarak "diktatör" ifadesinin bir hakaret değil siyasi bir niteleme olduğunu savundu. Levent Kırca ve Ferhan Şensoy'u izleyerek büyüdüğünü, o dönemde çok daha sert politik mizahın yargı konusu olmadığını belirten Göktaş, yasaların değişmediğini, değişenin yöneticiler olduğunu söyledi ve ekledi: "Komedyenlerin şakalarından rahatsız olan güç sahiplerine karşı komedyenleri, sanatçıları korumak sizin, yargının görevidir. Eğer bu ülkede politik mizah hâlâ yasak değilse benim 'diktatör' şakam da suç değildir."
Haşema esprisi nedeniyle yöneltilen suçlamaya da değinen Göktaş, esprinin haşemalı kadınlara yönelik önyargıyı hedef aldığını, seyirciyi bu önyargıyla yüzleştiren bir "ters köşe" olduğunu ve iddianamenin esprinin anlamını tam tersine çevirdiğini söyledi.
Yorumlar (0)
Gülsu Sağ
En doğru ve en kaliteli haberi yansıtan Gez Medya'ya teşekkürler. Bir Ege'li olarak Tunç Soyer'i canı gönülden destekliyoruz.