İzmir’de su krizi masaya yatırıldı
İzmir’de kamu, iş dünyası, akademi ve sivil toplum temsilcileri Su Konferansı’nda bir araya geldi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, iklim kriziyle derinleşen su kıtlığının kentlerin yönetmesi gereken en temel sorunlardan biri haline geldiğini belirterek “Su krizi bireysel alışkanlıklarla değil, ortak akılla ve planlı politikalarla çözülebilir. Su meselesinde kolektif aklın ve iş birliğinin en önemli paydaşlarından biri olmaya devam edecek, İzmir halkı için çalışmayı kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi.
İzmir’de kamu, iş dünyası, akademi ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getiren Su Konferansı’nda iklim kriziyle birlikte derinleşen su sorunu, tarımda, sanayide ve kentlerde su yönetimi başlıkları altında çok yönlü olarak ele alındı. EBSO, ESİAD ve İzmir Ticaret Borsası’nın İzQ Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi’nde düzenlediği konferansa İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, ESBAŞ Genel Müdürü Yusuf Kılınç, EBSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Ürün, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent Uçak, Dışişleri Bakanlığı İzmir Temsilcisi Büyükelçi Yeşim Kebapçıoğlu, İZPA Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, kamu, özel sektör ve akademi temsilcileri ile oda-sivil toplum üyeleri katıldı. Konferansta alanında uzman konuşmacılar Türkiye’de Su Yönetimi, “Tarımda Su”, “Kentlerde Su”, “Sanayide Su” konularını irdeledi. Ayrıca günün anısına Ege Orman Vakfı aracılığıyla konuşmacılar adına fidan bağışında bulunuldu.
Su, kentlerin güvenliğinin temelidir
Su Konferansı’nda kapsamlı bir sunum yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, dünyadaki su varlığının dağılımına dikkat çekti. Dünya nüfusunun yaklaşık yarısının yılın en az bir döneminde ciddi su kıtlığı yaşadığını ifade eden Başkan Tugay, “Bilimsel projeksiyonlara göre küresel sıcaklık artışı 2 dereceye ulaştığında 800 milyon ile 3 milyar insan, 4 dereceye ulaştığında ise yaklaşık 4 milyar insan su kıtlığıyla karşı karşıya kalacak. Bu tablo bize şunu söylüyor: Su yalnızca çevresel bir başlık değil; ekonomik istikrarın, toplumsal iyi olma halinin ve kentlerin güvenliğinin temelidir” dedi.
İzmir’de altyapı yatırımlarıyla uyum sağlanıyor
İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak bu yeni iklim gerçekliğine uyum sağlamak için altyapı yatırımlarına öncelik verdiklerini belirten Tugay, sel ve taşkın riskine karşı yapılan çalışmaların önemine dikkat çekti. Kordon hattı boyunca hayata geçirilen taşkın koruma bariyerlerinin, geçtiğimiz günlerde yaşanan yoğun yağış ve fırtınanın bir felakete dönüşmesini önlediğini hatırlatan Tugay, “İklim krizi aynı anda hem su kıtlığı hem de afet riski demektir. Dirençli kentler yaratmaya yönelik yerel politikalar artık bir seçenek değil, zorunluluktur. Türkiye’de su meselesi artık tek bir kentin ya da idari sınırın sorunu olmaktan çıktı. Havza ölçeğinde derinleşen bölgesel bir yönetişim meselesine dönüştü. Türkiye’de su potansiyeli açısından mutlak su kıtlığı yaşayan beş havza bulunuyor. Marmara, Küçük Menderes, Akarçay, Burdur ve Gediz havzaları. Bu havzaların ikisi doğrudan İzmir’i ilgilendiriyor. Gediz ve Küçük Menderes havzaları, İzmir’in hem içme suyu hem de tarımsal üretimi açısından stratejik öneme sahip. Üstelik bu havzalar, Türkiye’nin en önemli tarım alanlarını da barındırıyor” şeklinde konuştu.
Talep baskısı ve su kullanım tablosu
Su potansiyelini zorlayan en önemli unsurun artan talep olduğunu belirten Tugay, Türkiye ve İzmir’deki su kullanım oranlarını da paylaştı. Türkiye genelinde suyun yüzde 77’sinin tarımda, yüzde 12’sinin sanayide, yüzde 11’inin evsel kullanımda tüketildiğini ifade eden Tugay, İzmir’de ise tarımın yüzde 70, sanayinin yüzde 20, evsel kullanımın ise yüzde 10–11 seviyelerinde olduğunu söyledi. İzmir’de sanayide kullanılan suyun yüzde 57,7’sinin yüzeysel su kaynaklarından, yüzde 42,3’ünün ise yeraltı kuyularından sağlandığını belirten Tugay, tarımın İzmir’de de en büyük su tüketicisi olmaya devam ettiğini vurguladı.
“Su krizi bireysel alışkanlıklarla çözülemez”
Su krizinin bireysel tasarruf çağrılarıyla çözülemeyeceğini vurgulayan Başkan Tugay, “Su krizi, tarım, sanayi ve kent politikalarının birlikte ele alındığı bütüncül bir dönüşümle yönetilebilir. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum: Su krizi bireysel alışkanlıklarla değil, ortak akılla ve planlı politikalarla çözülebilir. Suyu her damlası ölçülen, planlanan ve yeniden kazanılan stratejik bir unsur olarak ele alan yeni bir yönetim anlayışı artık bir zorunluluk. Bugün attığımız adımlar, yarının İzmir’ini ve gelecek kuşakların yaşam koşullarını belirleyecek” dedi.
Başkan Dr. Cemil Tugay, su krizinin tarım politikalarıyla doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayarak, “Mesele tarımı desteklemekten vazgeçmek değil; hangi ürünleri, hangi havzada, hangi suyla desteklediğimizi yeniden düşünmektir” dedi. Sanayide de dönüşüm ihtiyacına dikkat çeken Tugay, İzmir’de suyu en çok tüketen sektörlerin aynı zamanda ekonominin omurgasını oluşturduğunu belirtti. Bu noktada yaklaşımın “sanayiyi durdurmak” olamayacağını vurgulayan Tugay, çözümün sanayide suyu verimli ve akıllı uygulamalarla yönetmek olduğunu söyledi.
Yorumlar (0)
Gülsu Sağ
En doğru ve en kaliteli haberi yansıtan Gez Medya'ya teşekkürler. Bir Ege'li olarak Tunç Soyer'i canı gönülden destekliyoruz.